bir ölçüde

تَحَسَّنَ الطَّقْسُ إِلَى حَدٍّ مَا، وَلَكِنْ لَا يَزَالُ مِنَ المُتَوَقَّعِ هُطُولُ الأَمْطَارِ.

Hava durumu bir ölçüde düzeldi, ancak hala yağmur bekleniyor.

لَقَدْ نَجَحَ هَذَا المَشْرُوعُ بِقَدْرٍ مُعَيَّنٍ، وَلَكِنْ يُمْكِنُ تَطْوِيرُهُ أَكْثَرَ.

Bu proje bir ölçüde başarılı oldu, ancak daha fazla geliştirilebilir.

لَقَدْ حَلَلْنَا الْمُشْكِلَةَ جُزْئِيّاً، وَلَكِنْ لَيْسَ بِشَكْلٍ كَامِلٍ.

Sorunu bir ölçüde çözdük, ancak tamamen değil.

İlişkili Kelimeler