bir iki

سَأَعُودُ فِي غُضُونِ يَوْمٍ أَوْ يَوْمَيْنِ.

Bir iki gün içinde döneceğim.

نَحْنُ نَنْتَظِرُ بِضْعَةَ أَشْخَاصٍ آخَرِينَ.

Bir iki kişi daha bekliyoruz.