bir sürü

كَانَ هُنَاكَ الْكَثِيرُ مِنَ الطَّعَامِ فِي النُّزْهَةِ، وَشَبِعَ الْجَمِيعُ.

Piknikte bir sürü yiyecek vardı, herkes doydu.

كَانَ هُنَاكَ عَدَدٌ كَبِيرٌ مِنَ النَّاسِ فِي الْحَفْلِ، كَانَ مُزْدَحِمًا لِلْغَايَةِ.

Konserde bir sürü insan vardı, çok kalabalıktı.

İlişkili Kelimeler