قَرَّرْنَا الذَّهَابَ فِي إِجَازَةٍ لِلرَّاحَةِ لِفَتْرَةٍ مِنَ الْوَقْتِ، كُنَّا مُتْعَبِينَ لِلْغَايَةِ.
Bir süre dinlenmek için tatile gitmeye karar verdik, çok yorulmuştuk.
قَرَّرْنَا الذَّهَابَ فِي إِجَازَةٍ لِلرَّاحَةِ لِفَتْرَةٍ مِنَ الْوَقْتِ، كُنَّا مُتْعَبِينَ لِلْغَايَةِ.
Bir süre dinlenmek için tatile gitmeye karar verdik, çok yorulmuştuk.
أَعْتَقِدُ أَنَّنَا سَنَنْتَظِرُ لِبَعْضِ الْوَقْتِ حَتَّى تَتَحَسَّنَ الْأُمُورُ.
İşlerin düzelmesi için bir süre beklememiz gerekeceğine inanıyorum.
سَأَبْقَى فِي الْمَدِينَةِ لِمُدَّةٍ قَصِيرَةٍ ثُمَّ أُغَادِرُ.
Şehirde bir süre kalıp sonra ayrılacağım.