bir tomar

كَانَتْ هُنَاكَ حُزْمَةٌ مِنَ الْمَالِ عَلَى الطَّاوِلَةِ.

Masanın üzerinde bir tomar para vardı.

أَحْضَرَ سَاعِي الْبَرِيدِ رُزْمَةً مِنَ الرَّسَائِلِ.

Postacı bir tomar mektup getirdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler