bir yanda

كَانَ هُنَاكَ بَحْرٌ فِي جِهَةٍ وَجِبَالٌ فِي جِهَةٍ أُخْرَى.

Bir yanda deniz, bir yanda dağlar vardı.

مِنْ جَانِبٍ هُوَ عَلَى حَقٍّ، وَمِنْ جَانِبٍ أَنْتَ عَلَى حَقٍّ.

Bir yanda o haklı, bir yanda sen haklısın.

فِي طَرَفٍ كَانَ الْأَطْفَالُ يَلْعَبُونَ، وَفِي طَرَفٍ كَانَ الْكِبَارُ يَتَحَدَّثُونَ.

Bir yanda çocuklar oynuyor, bir yanda büyükler sohbet ediyordu.

İlişkili Kelimeler