biricik

إِنَّهُ شَخْصٌ فَرِيدٌ بِالنِّسْبَةِ لِي.

O, benim için biricik bir insan.

هَذِهِ هِيَ فُرْصَتِيَ الْوَحِيدَةُ.

Bu benim biricik şansım.

هَذَا الْمَنْظَرُ لَا مَثِيلَ لَهُ، لَا يُوجَدُ فِي مَكَانٍ آخَرَ.

Bu manzara biricik, başka yerde bulunmaz.

Eşdizimler