birtakım

كَانَ هُنَاكَ بَعْضُ الْكُتُبِ وَالدَّفَاتِرِ عَلَى الطَّاوِلَةِ.

Masada birtakım kitaplar ve defterler vardı.

وَاجَهْنَا عِدَّةَ صُعُوبَاتٍ فِي هَذَا الْمَشْرُوعِ.

Bu projede birtakım zorluklarla karşılaştık.

عَارَضَتْ مَجْمُوعَةٌ مِنَ النَّاسِ هَذَا الْقَرَارَ.

Birtakım insanlar bu karara karşı çıktı.

İlişkili Kelimeler