أَذْهَبُ إِلَى الْعَمَلِ بِالدَّرَّاجَةِ كُلَّ صَبَاحٍ، وَهَكَذَا أُمَارِسُ الرِّيَاضَةَ.
Her sabah işe bisikletle gidiyorum, böylece spor yapmış oluyorum.
أَذْهَبُ إِلَى الْعَمَلِ بِالدَّرَّاجَةِ كُلَّ صَبَاحٍ، وَهَكَذَا أُمَارِسُ الرِّيَاضَةَ.
Her sabah işe bisikletle gidiyorum, böylece spor yapmış oluyorum.
يَذْهَبُ أَخِي إِلَى الْمَدْرَسَةِ كُلَّ صَبَاحٍ عَلَى دَرَّاجَتِهِ الْهَوَائِيَّةِ الْحَمْرَاءِ.
Kardeşim her sabah kırmızı bisikletiyle okula gider.
عِنْدَمَا كُنْتُ طِفْلاً، اشْتَرَى لِي أَبِي دَرَّاجَةً حَمْرَاءَ، وَكُنْتُ سَعِيدًا جِدًّا.
Çocukken babam bana kırmızı bir bisiklet almıştı, çok sevinmiştim.