اِسْتَخْدَمْتُ الشَّرِيطَ الْكَهْرَبَائِيَّ لِرَبْطِ السِّلْكَيْنِ مَعًا.
İki kabloyu birbirine bitiştirmek için elektrik bandı kullandım.
اِسْتَخْدَمْتُ الشَّرِيطَ الْكَهْرَبَائِيَّ لِرَبْطِ السِّلْكَيْنِ مَعًا.
İki kabloyu birbirine bitiştirmek için elektrik bandı kullandım.
مِنَ الْمُمْكِنِ وَصْلُ هَاتَيْنِ الْقِطْعَتَيْنِ بِاللِّحَامِ.
Bu iki parçayı kaynak yaparak bitiştirmek mümkün.
ضَمَّ النَّجَّارُ اللَّوْحَيْنِ إِلَى بَعْضِهِمَا.
Marangoz iki tahtayı birbirine bitiştirdi.
أَلْصَقَ