bitmek

اِسْتَغْرَقَ الِاجْتِمَاعُ وَقْتًا أَطْوَلَ مِمَّا كَانَ مُقَرَّرًا لَهُ، لَكِنَّهُ عَلَى وَشْكِ الِانْتِهَاءِ فِي النِّهَايَةِ.

Toplantı planlanandan daha uzun sürdü ama sonunda bitmek üzere.

نَفِدَ كُلُّ الْحَلِيبِ فِي الْمَتْجَرِ، لِذَلِكَ عَلَيْنَا أَنْ نَشْتَرِيَهُ مِنْ مَكَانٍ آخَرَ.

Marketteki tüm süt bitmiş, bu yüzden başka bir yerden almamız gerekiyor.

لَقَدِ اسْتَنْفَدَنِي الْعَمَلُ بِجِدٍّ، أَنَا بِحَاجَةٍ إِلَى بَعْضِ الرَّاحَةِ.

Bu kadar çok çalışmak beni bitirdi, biraz dinlenmeye ihtiyacım var.

نَبَتَ الْعُشْبُ فِي الْحَدِيقَةِ بَعْدَ الْمَطَرِ.

Yağmurdan sonra bahçede çimenler bitti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler