boğazlanmak

ذُبِحَ الْأَبْرِيَاءُ بِوَحْشِيَّةٍ فِي الْحَرْبِ.

Masum insanlar savaşta acımasızca boğazlandı.

قُتِلَ الرَّجُلُ بِقَطْعِ حَنْجَرَتِهِ عَلَى يَدِ مَجْهُولِينَ.

Adam, kimliği belirsiz kişiler tarafından boğazlanarak öldürüldü.