boğulmak

أُنْقِذَ فِي اللَّحْظَةِ الْأَخِيرَةِ مِنَ الْغَرَقِ فِي الْبَحْرِ لِأَنَّهُ لَا يَعْرِفُ السِّبَاحَةَ.

Yüzme bilmediği için denizde boğulmaktan son anda kurtarıldı.

فَقَدَ الْعَدِيدُ مِنَ الْأَشْخَاصِ حَيَاتَهُمُ اخْتِنَاقًا بِسَبَبِ الدُّخَانِ فِي الْحَرِيقِ.

Duman yüzünden yangında birçok insan boğularak hayatını kaybetti.

كَانَ عَلَى وَشْكِ أَنْ يَتَغَلَّبَ عَلَيْهِ الْمَشَاكِلُ بِسَبَبِ دُيُونِهِ.

Borçları yüzünden sorunların içinde boğulmak üzereydi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler