boğumlamak

مَفْصَلَ الْجَزَّارُ الدَّجَاجَةَ بِسِكِّينٍ حَادَّةٍ.

Kasap tavuğu keskin bir bıçakla eklemlerinden ayırdı.

يَلْفِظُ الْمُعَلِّمُ الْكَلِمَاتِ بِوُضُوحٍ.

Öğretmen kelimeleri açıkça boğumlayarak söyler.