boşaltılmak

اضْطُرَّ الْمَبْنَى إِلَى أَنْ يُخْلَى بِسَبَبِ الْحَرِيقِ.

Bina yangın nedeniyle boşaltılmak zorunda kaldı.

تَنْتَظِرُ السَّفِينَةُ فِي الْمِينَاءِ لِيَتِمَّ تَفْرِيغُهَا.

Gemi, limanda boşaltılmak üzere bekliyor.

İlişkili Kelimeler