كَانَ هُنَاكَ فَرَاغٌ كَبِيرٌ فِي مُنْتَصَفِ الْغُرْفَةِ.
Odanın ortasında büyük bir boşluk vardı.
كَانَ هُنَاكَ فَرَاغٌ كَبِيرٌ فِي مُنْتَصَفِ الْغُرْفَةِ.
Odanın ortasında büyük bir boşluk vardı.
هُنَاكَ فَجْوَةٌ صَغِيرَةٌ بَيْنَ أَسْنَانِي.
Dişlerimin arasında küçük bir boşluk var.
وَجَدُوا ثَغْرَةً فِي الْقَانُونِ وَاسْتَغَلُّوهَا.
Yasada bir boşluk buldular ve bundan faydalandılar.
Ayrıca: فُسْحَة
خُلُوّ، تَجْوِيف، هُوَّة، فُرْجَة، شُغُور، خَوَاء، خَلَاء، إِجْوَاف