bocurgat

يَسْتَخْدِمُ عُمَّالُ الْبِنَاءِ رَافِعَةً يَدَوِيَّةً لِرَفْعِ الْكُتَلِ الْخَرَسَانِيَّةِ الثَّقِيلَةِ.

İnşaat işçileri ağır beton blokları kaldırmak için bocurgat kullanıyorlar.

اضْطُرَّ الْمِيكَانِيكِيُّ إِلَى اسْتِخْدَامِ وِنْشٍ يَدَوِيٍّ لِإِخْرَاجِ مُحَرِّكِ السَّيَّارَةِ.

Tamirci, arabanın motorunu çıkarmak için bocurgat kullanmak zorunda kaldı.

فِي السُّفُنِ الْقَدِيمَةِ، كَانَتْ تُسْتَخْدَمُ بَكَرَاتُ الرَّفْعِ لِضَبْطِ الْأَشْرِعَةِ.

Eski gemilerde yelkenleri ayarlamak için bocurgatlar kullanılırdı.

İlişkili Kelimeler