bol

الْمَحَاصِيلُ جَيِّدَةٌ جِدًّا هَذَا الْعَامَ لِأَنَّ الْأَمْطَارَ وَفِيرَةٌ.

Bu sene yağmurlar bol olduğu için ürünler çok iyi.

كَانَ لَدَيْهِمْ مَحْصُولٌ وَافِرٌ مِنَ الْقَمْحِ هَذَا الْعَامَ بِسَبَبِ الْأَمْطَارِ الْغَزِيرَةِ.

Şiddetli yağmurlar nedeniyle bu yıl bol miktarda buğday hasat ettiler.

هَذَا الْفُسْتَانُ وَاسِعٌ عَلَيَّ، يَجِبُ أَنْ آخُذَ مَقَاسًا أَصْغَرَ.

Bu elbise bana bol geldi, bir beden küçüğünü almalıyım.

Ayrıca: فَضْفَاض

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler