دِهَان — دِهَانَات
اشْتَرَيْتُ دِهَانًا أَبْيَضَ لِلْجِدَارِ.
Duvar için beyaz boya aldım.
اشْتَرَيْتُ دِهَانًا أَبْيَضَ لِلْجِدَارِ.
Duvar için beyaz boya aldım.
تُرِيدُ أَنْ تَصْبُغَ شَعْرَهَا بِلَوْنٍ مُخْتَلِفٍ.
Saçlarını farklı bir renge boyamak istiyor.
طِلَاءُ هَذِهِ السَّيَّارَةِ ذُو جَوْدَةٍ عَالِيَةٍ.
Bu arabanın boyası çok kaliteli.
Ayrıca: مَكْيَاج
لَوْن، خِضَاب