boyamak

الْأَطْفَالُ يَنْتَظِرُونَ بِفَارِغِ الصَّبْرِ لِتَلْوِينِ الصُّوَرِ بِأَلْوَانٍ زَاهِيَةٍ.

Çocuklar, resimleri rengarenk boyamak için sabırsızlanıyorlar.

صَبَغَتِ الْأُمُّ شَعْرَهَا بِاللَّوْنِ الْبُنِّيِّ لِتَغْطِيَةِ الشَّيْبِ.

Anne, beyazları kapatmak için saçını kahverengiye boyadı.

جَاءَ الْحِرَفِيُّونَ لِدَهْنِ الْمَنْزِلِ بِلَوْنٍ جَدِيدٍ.

Ustalar, evi yeni bir renge boyamak için geldiler.

İlişkili Kelimeler