قَامُوا بِتَغْطِيَةِ الْغُرْفَةِ بِالسَّجَّادِ مِنْ طَرَفٍ إِلَى طَرَفٍ، وَهَكَذَا أَصْبَحَتْ أَكْثَرَ دِفْئًا.
Odayı boydan boya halı kapladılar, böylece daha sıcak oldu.
قَامُوا بِتَغْطِيَةِ الْغُرْفَةِ بِالسَّجَّادِ مِنْ طَرَفٍ إِلَى طَرَفٍ، وَهَكَذَا أَصْبَحَتْ أَكْثَرَ دِفْئًا.
Odayı boydan boya halı kapladılar, böylece daha sıcak oldu.
نَامَ الرَّجُلُ بِكَامِلِ الطُّولِ عَلَى الْأَرِيكَةِ.
Adam kanepede boydan boya uzandı.
مَشَيْنَا عَلَى طُولِ الشَّاطِئِ، وَشَاهَدْنَا غُرُوبَ الشَّمْسِ.
Sahili boydan boya yürüdük, güneşin batışını izledik.