بَعْدَ رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ، وَصَلُوا أَخِيرًا إِلَى المَدِينَةِ الَّتِي أَرَادُوهَا.
Uzun bir yolculuktan sonra sonunda istedikleri şehri boyladılar.
بَعْدَ رِحْلَةٍ طَوِيلَةٍ، وَصَلُوا أَخِيرًا إِلَى المَدِينَةِ الَّتِي أَرَادُوهَا.
Uzun bir yolculuktan sonra sonunda istedikleri şehri boyladılar.
بِسَبَبِ الْأَحْدَاثِ، اضْطُرَّ إِلَى الذَّهَابِ إِلَى بَلَدٍ لَمْ يَرْغَبْ فِيهِ.
Olaylar yüzünden istemediği bir ülkeyi boylamak zorunda kaldı.