boz

بَدَا حِصَانٌ أَشْهَبُ جَمِيلًا جِدًّا بِشَعْرِهِ الْمُتَلَأْلِئِ تَحْتَ الشَّمْسِ.

Boz bir at, güneşin altında parıldayan tüyleriyle çok güzel görünüyordu.

طِلَاءُ الْجُدْرَانِ بِاللَّوْنِ الرَّمَادِيِّ الْمَائِلِ لِلْبُنِّيِّ يُضْفِي عَلَى الْغُرْفَةِ جَوًّا هَادِئًا وَطَبِيعِيًّا.

Duvarları boz renge boyamak odaya sakin ve doğal bir hava katıyor.

كَانَتِ الْحُقُولُ مُغَطَّاةً بِتُرْبَةٍ بُنِّيَّةٍ فَاتِحَةٍ، وَلَمْ تُزْرَعْ بَعْدُ.

Tarlalar boz toprakla kaplıydı, henüz ekilmemişti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler