تَخَاصَمَ الْأَخَوَانِ بِسَبَبِ قَضِيَّةٍ صَغِيرَةٍ.
İki kardeş küçük bir mesele yüzünden bozuştu.
تَخَاصَمَ الْأَخَوَانِ بِسَبَبِ قَضِيَّةٍ صَغِيرَةٍ.
İki kardeş küçük bir mesele yüzünden bozuştu.
تَدَهْوَرَتْ عَلَاقَتُهُمَا بِسَبَبِ عَدَمِ رُؤْيَتِهِمَا لِبَعْضِهِمَا الْبَعْضِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.
Uzun süredir görüşmedikleri için araları bozuştu.
وَقَعَ خِلَافٌ بَيْنَ الشُّرَكَاءِ فِي الْعَمَلِ فِي الْمَشْرُوعِ الْأَخِيرِ.
İş ortakları son projede bozuştu.