buhran

تَمُرُّ الْبِلَادُ بِأَوْقَاتٍ عَصِيبَةٍ بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ وَيَفْقِدُ النَّاسُ وَظَائِفَهُمْ.

Ülke, ekonomik buhran nedeniyle zor günler geçiriyor ve insanlar işsiz kalıyor.

مِحْنَة — مِحَن

تَسَبَّبَتْ كَارِثَةُ الزِّلْزَالِ فِي مِحْنَةٍ كَبِيرَةٍ فِي الْمِنْطَقَةِ وَأَصْبَحَ النَّاسُ بِلَا مَأْوًى.

Deprem felaketi, bölgede büyük bir buhrana yol açtı ve insanlar evsiz kaldı.

ضَائِقَة — ضَوَائِق

اضْطُرَّتِ الشَّرِكَةُ إِلَى تَقْدِيمِ طَلَبِ إِفْلَاسٍ بِسَبَبِ الضَّائِقَةِ الْمَالِيَّةِ.

Şirket, mali buhran nedeniyle iflas başvurusunda bulunmak zorunda kaldı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler