bulmak

وَجَدْتُ عُمْلَةً مَعْدِنِيَّةً قَدِيمَةً وَمُثِيرَةً لِلِاهْتِمَامِ لِلْغَايَةِ أَثْنَاءَ الْمَشْيِ فِي الْحَدِيقَةِ أَمْسِ.

Dün parkta yürürken çok ilginç eski bir madeni para buldum.

عَثَرَتِ الشُّرْطَةُ عَلَى آثَارِ الطِّفْلِ الْمَفْقُودِ فِي أَعْمَاقِ الْغَابَةِ.

Polis, kayıp çocuğun izlerini ormanın derinliklerinde buldu.

يُجْرِي الْعُلَمَاءُ بِاسْتِمْرَارٍ أَبْحَاثًا لِاكْتِشَافِ كَوْكَبٍ جَدِيدٍ.

Bilim insanları, yeni bir gezegen bulmak için sürekli araştırmalar yapıyorlar.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler