bulgu

كَانَ أَهَمُّ اكْتِشَافٍ فِي الْبَحْثِ هُوَ اكْتِشَافَ طَرِيقَةِ عِلَاجٍ جَدِيدَةٍ.

Araştırmanın en önemli bulgusu, yeni bir tedavi yönteminin keşfiydi.

نَتِيجَة — نَتَائِج

تَدْعَمُ نَتَائِجُ هَذِهِ التَّجْرِبَةِ النَّظَرِيَّةَ.

Bu deneyin bulguları, teoriyi desteklemektedir.

اكْتَشَفَ الطَّبِيبُ بَعْضَ الْمُؤَشِّرَاتِ الْمُهِمَّةِ أَثْنَاءَ الْفَحْصِ.

Doktor, muayene sırasında bazı önemli bulgular tespit etti.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler