أَثَارَ اكْتِشَافُ كَوْكَبٍ جَدِيدٍ ضَجَّةً كَبِيرَةً فِي عَالَمِ الْعُلُومِ.
Yeni bir gezegenin bulgulanması bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.
أَثَارَ اكْتِشَافُ كَوْكَبٍ جَدِيدٍ ضَجَّةً كَبِيرَةً فِي عَالَمِ الْعُلُومِ.
Yeni bir gezegenin bulgulanması bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı.
تَمَّ الْعُثُورُ عَلَى الطِّفْلِ الْمَفْقُودِ أَخِيرًا فِي الْغَابَةِ.
Kaybolan çocuk sonunda ormanda bulgulandı.
إِذَا تَمَّ الْكَشْفُ عَنِ الْمَرَضِ فِي مَرْحَلَةٍ مُبَكِّرَةٍ، تَزْدَادُ فُرَصُ الْعِلَاجِ.
Hastalık erken evrede bulgulanırsa tedavi şansı artar.