bulunmak

تَوَاجَدَ الْعَدِيدُ مِنْ أَصْدِقَائِي الْقُدَامَى فِي حَفْلَةِ اللَّيْلَةِ الْمَاضِيَةِ، وَكُنْتُ سَعِيدًا جِدًّا.

Dün geceki partide birçok eski arkadaşım da bulundu, çok mutlu oldum.

فِي الْمَسَاءِ، وُجِدَ الْقِطُّ الضَّائِعُ أَمَامَ بَابِ الْمَدْرَسَةِ.

Akşam, kaybolan kedi okulun kapısının önünde bulundu.

كَانَ مِنَ الْمُهِمِّ جِدًّا بِالنِّسْبَةِ لِي أَنْ أَكُونَ مَوْجُودًا فِي ذَلِكَ الِاجْتِمَاعِ، لِأَنَّهُ تَمَّ اتِّخَاذُ قَرَارَاتٍ سَتُؤَثِّرُ عَلَى الْمُسْتَقْبَلِ.

O toplantıda bulunmak benim için çok önemliydi, çünkü geleceği etkileyecek kararlar alındı.

İlişkili Kelimeler