bulundurmak

يَجِبُ عَلَيْنَا دَائِمًا الِاحْتِفَاظُ بِحَقِيبَةِ إِسْعَافَاتٍ أَوَّلِيَّةٍ مَعَنَا.

Yanımızda her zaman bir ilk yardım çantası bulundurmalıyız.

تُحَاوِلُ الشَّرِكَةُ الْإِبْقَاءَ عَلَى مَخْزُونٍ كَافٍ لِعُمَلَائِهَا.

Şirket, müşterileri için yeterli stok bulundurmaya çalışıyor.

يُوَفِّرُ الْفُنْدُقُ جَمِيعَ أَنْوَاعِ وَسَائِلِ الرَّاحَةِ لِضُيُوفِهِ.

Otel, konukları için her türlü konforu bulunduruyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler