كَانَ الطَّقْسُ بَارِدًا جِدًّا، وَمَعَ ذَلِكَ لَمْ نَتَخَلَّ عَنِ الْمَشْيِ فِي الْخَارِجِ.
Hava çok soğuktu, bununla birlikte dışarıda yürüyüş yapmaktan vazgeçmedik.
كَانَ الطَّقْسُ بَارِدًا جِدًّا، وَمَعَ ذَلِكَ لَمْ نَتَخَلَّ عَنِ الْمَشْيِ فِي الْخَارِجِ.
Hava çok soğuktu, bununla birlikte dışarıda yürüyüş yapmaktan vazgeçmedik.
كُنْتُ مُتْعَبًا جِدًّا، عَلَى الرَّغْمِ مِنْ ذَلِكَ كَانَ عَلَيَّ أَنْ أَعْتَنِيَ بِضُيُوفِي.
Çok yorgundum, bununla birlikte misafirlerimle ilgilenmek zorundaydım.
كَانَ الْمَشْرُوعُ صَعْبًا لِلْغَايَةِ، بِالرَّغْمِ مِنْ كُلِّ هَذَا، أَكْمَلَهُ فَرِيقُنَا بِنَجَاحٍ.
Proje çok zordu, bununla birlikte ekibimiz başarılı bir şekilde tamamladı.