burcu

دَخَلْتُ الْمَطْبَخَ فَشَمَمْتُ رَائِحَةً طَيِّبَةً، كَانَتْ جَدَّتِي تَخْبِزُ الْكَعْكَ لِلضُّيُوفِ.

Mutfağa girdim ve güzel bir burcu aldım, babaannem misafirler için kek pişiriyordu.

عِنْدَمَا فَتَحَتْ أُمِّي الْبَابَ فِي الصَّبَاحِ، شَمَمْنَا رَائِحَةً عَطِرَةً جَمِيلَةً مِنَ الْحَدِيقَةِ.

Annem sabah kapıyı açınca bahçeden gelen güzel burcuyu aldık.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler