burulmak

الْتَوَى كَاحِلِي عِنْدَمَا عَلِقْتُ فِي رِبَاطِ حِذَائِي، إِنَّهُ يُؤْلِمُنِي كَثِيرًا.

Ayakkabımın bağına takılınca bileğim buruldu, çok acıyor.

انْفَتَلَتْ أَغْصَانُ الشَّجَرَةِ بِفِعْلِ الرِّيَاحِ، وَانْكَسَرَ بَعْضُهَا.

Rüzgarın etkisiyle ağacın dalları buruldu, bazıları kırıldı.

تَلَوَّى الثُّعْبَانُ مِنَ الخَوْفِ وَحَاوَلَ الهُرُوبَ.

Yılan korkudan buruldu ve kaçmaya çalıştı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler