مَنْخَر — مَنَاخِر
احْمَرَّ مَنْخَرَايَ فِي الطَّقْسِ الْبَارِدِ، أَشْعُرُ بِالْبَرْدِ.
Soğuk havada burun deliklerim kızardı, üşüdüğümü hissediyorum.
احْمَرَّ مَنْخَرَايَ فِي الطَّقْسِ الْبَارِدِ، أَشْعُرُ بِالْبَرْدِ.
Soğuk havada burun deliklerim kızardı, üşüdüğümü hissediyorum.
أَجِدُ صُعُوبَةً فِي التَّنَفُّسِ لِأَنَّ إِحْدَى فَتْحَتَيْ أَنْفِي مَسْدُودَةٌ.
Burun deliklerimden biri tıkalı olduğu için nefes almakta zorlanıyorum.