كَانَ يُزْعِجُ الْجَمِيعَ بِتَصَرُّفَاتِهِ الْآمِرَةِ.
Buyrukçu tavırlarıyla herkesi rahatsız ediyordu.
كَانَ يُزْعِجُ الْجَمِيعَ بِتَصَرُّفَاتِهِ الْآمِرَةِ.
Buyrukçu tavırlarıyla herkesi rahatsız ediyordu.
مِنَ الصَّعْبِ جِدًّا الْعَمَلُ مَعَ مُدِيرٍ مُتَسَلِّطٍ.
Buyrukçu bir yöneticiyle çalışmak çok zordur.
عَادَةً لَا يُحِبُّ النَّاسُ الْأَشْخَاصَ الْمُتَحَكِّمِينَ.
Buyrukçu insanlar genellikle sevilmez.