buyrulmak

Anlamlar

أُمِرَ — يُؤْمَرُ · أَمْر

أمر الجنود بعدم مغادرة مواقعهم.

Askerlere mevzilerini terk etmemeleri buyruldu.

فُرِضَ — يُفْرَضُ · فَرْض

سيتم فرض اللوائح المتعلقة بالضرائب الجديدة قريبا.

Yeni vergilerle ilgili düzenlemeler yakında buyrulacak.

قُضِيَ — يُقْضَى · قَضَاء

قضت المحكمة على المتهم بالسجن.

Mahkeme tarafından sanığa hapis cezası buyruldu.