buz gibi

الطَّقْسُ بَارِدٌ كَالثَّلْجِ، لَا أُرِيدُ الْخُرُوجَ.

Hava buz gibi, dışarı çıkmak istemiyorum.

كَانَتْ تَصَرُّفَاتُهُ فَظَّةً، لَمْ يَكُنْ وَدُودًا عَلَى الْإِطْلَاقِ.

Onun davranışları buz gibiydi, hiç sıcakkanlı değildi.