لَاحَظْتُ أَنَّنِي نَسِيتُ مَحْفَظَتِي فِي الْمَنْزِلِ.
Cüzdanımı evde unuttuğumu fark ettim.
لَاحَظْتُ أَنَّنِي نَسِيتُ مَحْفَظَتِي فِي الْمَنْزِلِ.
Cüzdanımı evde unuttuğumu fark ettim.
أَضَاعَ الرَّجُلُ جُزْدَانَهُ فِي السُّوقِ الْمُزْدَحِمِ وَلَمْ يَتَمَكَّنْ مِنَ الْعُثُورِ عَلَيْهِ.
Adam kalabalık pazarda cüzdanını kaybetti ve onu bulamadı.
نَسِيتُ حَافِظَةَ نُقُودِي فِي السَّيَّارَةِ.
Cüzdanımı arabada unuttum.
مِحْفَظَةُ نُقُودٍ