canlı müzik

كَانَ الِاسْتِمَاعُ إِلَى الْمُوسِيقَى الْحَيَّةِ فِي الْمَطْعَمِ مُمْتِعًا لِلْغَايَةِ.

Restoranda canlı müzik dinlemek çok keyifliydi.

كَانَ هُنَاكَ عَزْفٌ حَيٌّ فِي حَفْلِ الزِّفَافِ وَاسْتَمْتَعَ الْجَمِيعُ كَثِيرًا.

Düğünde canlı müzik vardı ve herkes çok eğlendi.

مِنَ الرَّائِعِ شُرْبُ شَيْءٍ أَثْنَاءَ الِاسْتِمَاعِ إِلَى الْمُوسِيقَى الْمُبَاشِرَةِ فِي الْبَارِ.

Barda canlı müzik dinlerken bir şeyler içmek harika.

İlişkili Kelimeler