يَجِبُ عَلَى الرَّجُلِ أَنْ يَحْمِيَ نَفْسَهُ مِنَ الشَّمْسِ لِأَنَّ رَأْسَهُ أَصْلَعُ.
Adamın kafası cavlak olduğu için güneşten korunmak zorunda.
يَجِبُ عَلَى الرَّجُلِ أَنْ يَحْمِيَ نَفْسَهُ مِنَ الشَّمْسِ لِأَنَّ رَأْسَهُ أَصْلَعُ.
Adamın kafası cavlak olduğu için güneşten korunmak zorunda.
كان الطفل مستلقيًا عاريًا.
Bebek cavlak bir şekilde yatıyordu.
لَقَدْ أَصْبَحَ الْآنَ مُفْلِسًا لِأَنَّهُ خَسِرَ كُلَّ أَمْوَالِهِ.
Bütün parasını kaybettiği için şimdi cavlak kaldı.