يُشَكِّلُ النَّسِيجُ التَّارِيخِيُّ وَالْجَمَالُ الطَّبِيعِيُّ لِهَذِهِ الْمَدِينَةِ جَاذِبِيَّةً كَبِيرَةً.
Bu şehrin tarihi dokusu ve doğal güzellikleri büyük bir cazibe oluşturuyor.
يُشَكِّلُ النَّسِيجُ التَّارِيخِيُّ وَالْجَمَالُ الطَّبِيعِيُّ لِهَذِهِ الْمَدِينَةِ جَاذِبِيَّةً كَبِيرَةً.
Bu şehrin tarihi dokusu ve doğal güzellikleri büyük bir cazibe oluşturuyor.
كَانَ السِّحْرُ فِي حَدِيثِهِ يُؤَثِّرُ عَلَى الْجَمِيعِ.
Onun konuşmasındaki cazibe herkesi etkiliyordu.
قَدْ يَدْفَعُ إِغْرَاءُ الْمَالِ بَعْضَ النَّاسِ إِلَى طُرُقٍ خَاطِئَةٍ.
Paranın cazibesi bazı insanları yanlış yollara sürükleyebilir.
قُوَّةُ الجَذْبِ، مَغْنَاطِيسِيَّة، اِجْتِذَاب، اِنْجِذَاب، تَسْحِير