تَجَمَّعَتِ الْجَمَاعَةُ فِي الْمَسْجِدِ وَصَلَّوْا مَعًا.
Cemaat, camide toplandı ve hep birlikte dua etti.
تَجَمَّعَتِ الْجَمَاعَةُ فِي الْمَسْجِدِ وَصَلَّوْا مَعًا.
Cemaat, camide toplandı ve hep birlikte dua etti.
تَجْمَعُ هَذِهِ الْمَجْمُوعَةُ أُنَاسًا مِنْ ثَقَافَاتٍ مُخْتَلِفَةٍ.
Bu cemaat, farklı kültürlerden insanları bir araya getiriyor.
تَلْتَزِمُ هَذِهِ الطَّائِفَةُ بِمُعْتَقَدَاتِهَا الخَاصَّةِ بِشِدَّةٍ.
Bu cemaat, kendi inançlarına sıkı sıkıya bağlıdır.
مَعْشَر، قَوْم، جَالِيَة، رَعِيَّة، مَأْمُوم