cendere

مِكْبَس — مَكَابِس

فِي هَذِهِ الْوَرْشَةِ، يَتِمُّ اسْتِخْدَامُ مِكْبَسٍ كَبِيرٍ لِتَشْكِيلِ الْقِطَعِ الْمَعْدَنِيَّةِ.

Bu atölyede, metal parçalarını şekillendirmek için büyük bir cendere kullanılıyor.

مِعْصَرَة — مَعَاصِر

لَا تَزَالُ الْمَعْصَرَةُ التَّقْلِيدِيَّةُ الْمُسْتَخْدَمَةُ لِإِنْتَاجِ زَيْتِ الزَّيْتُونِ مَوْجُودَةً فِي بَعْضِ الْقُرَى.

Zeytinyağı üretimi için kullanılan geleneksel cendere hala bazı köylerde bulunabilir.

ضَغْط — ضُغُوط

كَانَ الضَّغْطُ عَلَيَّ كَبِيرًا جِدًّا لِدَرَجَةِ أَنَّنِي لَمْ أَكُنْ أَعْرِفُ مَاذَا أَفْعَلُ.

Üzerimdeki cendere o kadar büyüktü ki, ne yapacağımı bilemedim.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler