حَاوَلُوا حَلَّ الْمُشْكِلَةِ بِلُطْفٍ، وَاتَّفَقُوا دُونَ قِتَالٍ.
Sorunu centilmence çözmeye çalıştılar, kavga etmeden anlaştılar.
حَاوَلُوا حَلَّ الْمُشْكِلَةِ بِلُطْفٍ، وَاتَّفَقُوا دُونَ قِتَالٍ.
Sorunu centilmence çözmeye çalıştılar, kavga etmeden anlaştılar.
أَنْهَى النِّقَاشَ بِالتَّصَرُّفِ بِتَهْذِيبٍ، وَخَفَّفَ مِنْ حِدَّةِ الْجَوِّ.
Centilmence davranarak tartışmayı sonlandırdı, ortamı yumuşattı.
نَافَسَ مُنَافِسَهُ بِشَكْلٍ نَبِيلٍ، وَلَمْ يَغُشَّ.
Rakibine karşı centilmence mücadele etti, hile yapmadı.