كَانَ مِنَ الصَّعْبِ جِدًّا نَقْلُ الصُّنْدُوقِ الثَّقِيلِ بِالْجَرِّ، وَكِدْتُ أَسْقُطُ.
Ağır sandığı cer ile taşımak çok zordu, neredeyse düşüyordum.
كَانَ مِنَ الصَّعْبِ جِدًّا نَقْلُ الصُّنْدُوقِ الثَّقِيلِ بِالْجَرِّ، وَكِدْتُ أَسْقُطُ.
Ağır sandığı cer ile taşımak çok zordu, neredeyse düşüyordum.
قَامُوا بِسَحْبِ الْحَبْلِ لِتَقْرِيبِ الْقَارِبِ إِلَى الشَّاطِئِ.
Halatı cer ederek tekneyi kıyıya yanaştırdılar.