cesaretlendirmek

شَجَّعَ الْمُدَرِّبُ لَاعِبِيهِ عَلَى تَقْدِيمِ أَدَاءٍ أَفْضَلَ.

Koç, oyuncularını daha iyi performans göstermeleri için cesaretlendirdi.

حَفَّزَ الْمُعَلِّمُ طُلَّابَهُ عَلَى طَرْحِ الْأَسْئِلَةِ.

Öğretmen, öğrencilerini soru sormaya cesaretlendirdi.

شَدَّ صَدِيقِي مِنْ عَزِيمَتِي فِي أَوْقَاتِيَ الصَّعْبَةِ.

Arkadaşım beni zor zamanlarımda cesaretlendirdi.

İlişkili Kelimeler