cidar

الْجِدَارُ الْعَالِي حَوْلَ الْحَدِيقَةِ يَمْنَعُ الْأَطْفَالَ مِنَ الدُّخُولِ.

Bahçenin etrafındaki yüksek duvar, çocukların içeri girmesini engelliyor.

سُور — أَسْوَار

لَا تَزَالُ أَسْوَارُ الْقَلْعَةِ الْقَدِيمَةِ قَائِمَةً وَتُثِيرُ إِعْجَابَ الزُّوَّارِ.

Eski kalenin surları hala ayakta duruyor ve ziyaretçileri etkiliyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler