كَانَ الْأَطْفَالُ يَرْكُضُونَ وَيَلْعَبُونَ بِمَرَحٍ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuklar parkta civelek bir şekilde koşuşturup oyunlar oynuyorlardı.
كَانَ الْأَطْفَالُ يَرْكُضُونَ وَيَلْعَبُونَ بِمَرَحٍ فِي الْحَدِيقَةِ.
Çocuklar parkta civelek bir şekilde koşuşturup oyunlar oynuyorlardı.
أَبْهَرَ الْجَمِيعَ بِسُلُوكِهِ الْمُبْتَهِجِ.
Civelek tavırlarıyla herkesi kendine hayran bıraktı.
إِنَّهُ دَائِمًا شَخْصٌ نَشِيطٌ وَمَلِيءٌ بِالطَّاقَةِ.
O, her zaman civelek ve enerjik bir insandır.