coşku

كَانَ حَمَاسُ الْجُمْهُورِ فِي الْحَفْلِ يَسْتَحِقُّ الْمُشَاهَدَةَ.

Konserdeki seyircilerin coşkusu görülmeye değerdi.

شَعَرْتُ بِنَشْوَةٍ عَارِمَةٍ عِنْدَمَا فَازَ فَرِيقِي الْمُفَضَّلُ بِالْبُطُولَةِ بَعْدَ سَنَوَاتٍ عَدِيدَةٍ.

Yıllar sonra favori takımım şampiyonluğu kazandığında büyük bir coşku hissettim.

أَظْهَرَ الْجُمْهُورُ حَمَاسَةً كَبِيرَةً خِلَالَ الْحَفْلِ الْمُوسِيقِيِّ.

Seyirciler konser sırasında büyük bir coşku gösterdi.

Ayrıca: طَرَب، بَهْجَة، اِبْتِهَاج

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler