coşturmak

أَثَارَ الْمُتَحَدِّثُ الْمُسْتَمِعِينَ بِكَلِمَاتِهِ الْمُؤَثِّرَةِ وَحَفَّزَهُمْ.

Konuşmacı, etkileyici sözleriyle dinleyicileri coşturdu ve motive etti.

حَمَّسَتِ الْمُوسِيقَى الْحَشْدَ وَبَدَأَ الْجَمِيعُ فِي الرَّقْصِ.

Müzik, kalabalığı coşturdu ve herkes dans etmeye başladı.

هَيَّجَ إِيقَاعُ الطَّبْلِ النَّاسَ، مِمَّا جَعَلَهُمْ يَتَحَرَّكُونَ.

Davulun ritmi, insanları coşturarak onları hareketlendirdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler